Ana sayfa Kadın&Erkek İnsanoğlu Tek Eşli mi Çok Eşli mi?

İnsanoğlu Tek Eşli mi Çok Eşli mi?

199
0

Özellikle biz kadınların başına gelen onca acı deneyimden sonra belki de içimizde bir yerlerde sorguladığımız, “Çok eşlilik erkeklerin doğasında mı var? Bunlar neden tek kadın ile yetinemiyor?” gibi sorulara cevap bulabilmeyi eminim ki hepimiz isterdik. Aslında son zamanların en çok okunan kitabı Saphiens’de kanıtlı olmamakla birlikte bunlara cevap verilmiş. Aslında soruyu erkekler özelinde değil insanoğlu genelinde sormak gerekiyor. Tek eşliliğe inanmayan ya da tek eşli kalamayan erkek sayısı çok olmakla birlikte kadınlar da azımsanmayacak sayıdalar. Belki de bu günahın sadece erkeklerin üzerine yıkılma sebebi zekalarını pek kullanamamaları ve zaaflarına fazlasıyla yenik düşmesi olabilir. Keza eminiz ki hepimizin çevresinde partnerini aldatan erkekler olduğu gibi kadınlar da var. Peki aldatmak doğal bir eylem mi? İnsanoğlunun varlığının başladığı günden bugünlere kadar mı geldi yoksa aldatan insanların sonradan zaaflarına uydurdukları bir kılıf mı bu? Kadın erkek ilişkilerinin en önemli konularından olan çok eşliliğe bir göz atalım.

 

Bugün bile cevabı bilinmeyen bir tartışma… Bugün ve milyon yıl öncesinin farkı nedir? Çok eşliliği bir suçtan öte bir gereklilik olarak gören atalarımız, hangi noktada değişti? Merak edenlere son zamanların en çok satan kitaplarından Saphiens’ten alıntılarla insanın cinsellik haritası…

 

Avcı- Toplayıcı Atalarımızda Durum Nedir?

Şu sıralar 2. kitabıyla da “en çok satanlar” listesine giren ve yayımladığı gün itibariyle dünyanın elinden bir süredir düşmeyen, Yuval Noah Harari yazdığı Saphiens kitabında şöyle bahsediyor: “Sahpiens’in günlük besinini şehirlerde çalışarak kazandığı geçtiğimiz 200 yıl ve çoğu Saphien’in çiftçi olarak yaşadığı ondan önce 10 bin yıl, atalarımızın avcılık ve toplayıcılık yaparak geçirdiği on binlerce yılın yanında göz açıp kapama süresidir.“ Yani diyor ki “Şunun şurasında insanlık olarak 4 – 5 bin yıllık tarihimize tam olarak hakimiz ama bizim ataların soyunun bir bu kadar da buz dağı gibi altında var. İnsan ilişkilerini incelemek için buralara da bakmak gerek.” Bazı evrim psikologları bu en güçlünün hayatta kaldığı bir yaşamın içine doğmuş olan atalarımızın tek eşli çiftlerin kurduğu çekirdek ailelerden oluşmadığını iddia ediyorlar.  Onlara göre çekirdek ailelerden ziyade, bu insanlar özel mülkiyetin, tek eşli ilişkilerin ve hatta babalığın bile olmadığı komünler halinde yaşamaktadırlar. Saphiens’de yazana göre, “Bu tür bir grupta , bir kadın aynı anda pek çok erkekle (ve kadınla da) cinsel ilişkiye girip yakın bağlar kurabilirken grubun yetişkinleri de çocuklara ebeveynlik ederek iş birliği yaparlardı. Hiçbir erkek hangi çocuğun kendisinin olduğunu kesin olarak bilmediğinden erkeklerin hepsi tüm gençlere eşit ilgi gösterirdi.”

 

Ütopya mı, Gerçek mi?

Şimdi az önceki paragrafı okuyunca benim gibi, “Bu nasıl ortam , bu ne genişlik?” diyenleriniz olmuştur eminim ki. Tabii ki bugünkü etik değerler ve sosyal kurallarla değerlendirmemek lazım. Saphiens’de bu komün ebeveyn yaşantısı ve çoklu cinsel yaşamın sebebi de şu şekilde anlatılıyor. “Bu toplumların inanışlarına göre bir çocuk tek bir adamın sperminden değil, pek çok spermin bir kadının rahminde birleşmesiyle olur. İyi bir annenin, özellikle de hamileyken pek çok değişik adamla seks yapması gerekir. Böylece çocuğu sadece en iyi avcının değil, aynı zamanda en iyi hikâye anlatıcısının, en güçlü savaşçının ve en düşünceli aşığın da özelliklerini kazanacaktır. Eğer bu kulağınıza tuhaf geliyorsa unutmayın ki modern embriyolojik çalışmalardan önce, insanların bebeklerin pek çok baba yerine tek bir babadan geldiğine dair kesin kanıtlar yoktu.” Yani tabii ki tek bir baba olmaması demek ille de kolonideki tüm erkeklerin de tüm çocukların babası olacağı ve rastgele bir cinsel yaşama sahip olacaklarını da kanıtlamıyor. Bunlar hep teori…

 

Yazı yok, bir şey yok. Belki de hiçbir zaman gerçekten en ilkel atalarımızın bu konuda ne yaptıklarını kesin olarak öğrenemeyeceğiz.

 

Evlilik ve Tek Eşlilik Ne Zaman Başladı?

Christoper Ryan ve Cacilda Jethan’ın yazdığı Modern Seksin Tarih Öncesi Temelleri isimli kitapta, “2.5 milyon yıl boyunca durmadan yürümüş, göç etmiş, bulunduğu yerde hayvanlardan ve diğer klanlardan kaçmış avcı – toplayıcılar için ağır hareket eden ve çok özen isteyen bebekler ve küçük çocuklar ayak bağıdır.” diyor. “Bu yüzden milyon yıl önceki insanlar çocuklarını 3 – 4 yılda bir doğuruyorlardı. Kadınlar çocuklara tam zamanlı emzirme yaparak yeni bir hamilelik olasılığını biyolojik olarak düşürüyorlardı. Daha rahat hareket edebilmeleri için çocuk doğurmamak adına avcı – toplayıcı atalarımız da cinsel ilişkiden uzak durma, hatta zayıf çocukların katli bile yaygındı.” Şimdi okudukça daha vahşi gelen ancak o zaman buna mecbur kalan insanlar tarım toplumuna geçtikleri andan itibaren tüm sosyal ilişkilenme biçimlerini ve üreme alışkanlıklarını değiştiriyorlar. Zira stoklamaya başlayan sevimli çiftçi atalarımız daha çok çocuk yapmaya ve sabit şekilde bir arada yaşamaya başlıyorlar. Bu durumda etik alışkanlıklar geliştirmelerine ve ilk çekirdek ailelerin resmen gözlemlenebildiği bir kültüre evrilmelerini sağlıyor. Mesela Antik Mısır ilk evlilik yüzüğünün rastlandığı toplum. Seksin hiçbir şekilde tabu olmadığı, yasaklar içermediği hatta ilk erotik dergi sayılan papirüs üzerine çizilmiş seks pozisyonlarını içeren Turin’in burada bulunduğunu düşünün. İşte böyle bir ortamda ilk defa firavunların taktıkları evlilik yüzükleriyle toplumun tek eşli bir ilişki düzenine geçtiğini gözlemliyoruz. Kadının da eşini rahatlıkla seçebildiği bu özgür ortamda sonsuz aşkın simgesi evlilik yüzüğü de bu dönemde gömülerden çıkmaya başlıyor.

 

Amaç Aile mi Yoksa Toprak mı?

Antik Mısır’da büyük bir iyi niyetle başlayan tek eşlilik ve evlenme ritüelleri Avrupa’ya geçtiğinde biraz paraçokomel ve sosyal statü eğrisine dönüşmeye başlıyor. Antik Roma’da yüzük sadece soyluları evlendirmek ve onların eşlerinin sahipli olduğunu göstermek için kullanılıyor. Ardından derebeylik dönemi ile birlikte toprakların daha önemli hale gelmesi, büyük toprak sahipleri arasında kız alıp vererek güçlerine güç katma simgeleri haline dönüşüyor. Yani avcı – toplayıcı atalarımızda komün olsa da temeli üremek ve hayatta kalmak olan saf birliktelikler ahlak sistemleri geliştikçe ve toplum ilerledikçe ticari işletmeler haline dönüşüyor. Bugün bile Çin’de bazı ailelerin tüm erkek çocukları tek bir kız ile evleniyorlar ki topraklar başka aileler içerisinde dağılmasın. Vay arkadaş ne toprakmış değil mi? Emlak halen değerli. O zamanlarda alsaydınız bir derebeyi kızı şimdi nasıl değerlenmişti siz düşünün. Topraklar değerlenmiş ancak reklamlar, yeni medya düzeni, hızlı tüketim derken evlilik kurumunda yıllar içerisinde değerler ileriye değil de başka bir yöne doğru mu gidiyor acaba diye soruyoruz. Bugün kadın erkek eşitliği ile birlikte halen hak ettiği noktada mıyız onu da bilmiyoruz. Umarım “düğün salonu deniz görüyor mu, baby shower yapılacak mı?” sorularından, yani tek taştan önce Antik Mısır’daki tek aşka geri döneriz.

 

Kaynak: CosmopolitanTürkiye, Özgür Uysal

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here